Tuna Adası, “yapay”lıktan “doğal”lığa doğru giden bir hikaye

Tuna Adası, “yapay”lıktan “doğal”lığa doğru aralıksız bir dönüşüm içindedir. Bugün artık nadir kuş, amfibi, balık türleri, geyik, tavşan, fare, yılan ve kunduzların yerleştiği bir doğa rezervidir. Viyana’nın kent kimliğinde kesinlikle çok önemli bir yere sahiptir.

Viyana - Kimi semtlerinde irili ufaklı yükseltileri olsa da Viyana esasen bir ovaya kurulu sayılır. Kurulduğu ovayı günbe gün daha fazla kaplayacak şekilde genişleyen bir kent. Semtlerin etraftaki dağ ve tepelerin eteklerine dayandığı yerlerde, kentin genişlemesi durmamışsa da oldukça yavaşlamıştır.

Çeperlerinde düzlük alanlar barındıran Donaustadt, Floridsdorf, Liesing ve Simmering gibi belediyeler ise, konumlarından dolayı genişlemeye en açık bölgeler.


Tuna Nehri (Donau Fluss), Viyana kentine Leopoldsberg ile Bisamberg adlı dağların arasındaki boğazdan ulaşır. Tuna’nın Viyana’yla ilk temas sağladığı noktada (Langenzersdorf semti hizasında) ana nehirden Yeni Tuna (Neue Donau) adı verilen yapay bir kol çıkarılmıştır. Kentin çıkışında; doğu, güneydoğu sınırını kaplayan Simmering Belediyesi’nin sonuna doğru, Tuna ile Yeni Tuna tekrar birleşir. Daha doğrusu Yeni Tuna, kentin girişinde ayrıldığı ana Tuna’ya katılır yeniden.


21,1 km uzunluğuna ve ortalama 250 metre genişliğinde bir ada!

Bu arada, ana nehir ile yapay kolu arasında, yine bir yabancının yapay olduğuna inanamayacağı 21,1 km uzunluğuna ve ortalama 250 metre genişliğinde bir ada, Tuna Adası (Donau Insel) yer alır. Hem ip gibi uzanan ve doğal bir havuzu andıran yapay kol ile yapay adanın hikâyesi öğrenildiğinde, “çok akıllıca”, “dahice bir proje” demekten kendini alamaz insan.

Viyana'nın su taşkınlarından korunma sisteminin bir parçasıdır bu ada. Su baskınlarını, doğa düzenlemesiyle kesin bir çözüme bağlamakla kalınmamış; yanısıra kentin sakinlerine çok yönlü kullanılabilecek bir mesire ve spor alanı açılmıştır. Tuna Adası Festivali, her yıl düzenlenen en büyük etkinliğidir adanın. Kuzey ve güney kısımları daha doğal bir haldedir, ortası ise park gibi tasarlanmıştır. Asfalt veya çakıl bisiklet yolları, yürüyüş patikaları, piknik yerleri, top sahaları, çocuk parkları, büfeler, restoranlar... Adanın üzerinde bikaç tane gölcük, kıyılarında daha fazla sayıda koylar...


Tuna ve Yeni Tuna üzerindeki bütün köprülerin ve geçitlerin her birinde kendine özgü bir mimari, bir işlev, bir uzunluk, bir yükseklik, bir renk ve yapı malzemesi bulursunuz. Kimi sadece karayolu, kimi sadece hızlı tren, kimi sadece metro, kimi karayolu ve tramvay hattı, kimi karayolu ve metro olmak üzere iki katlıdır. Çoğu, bisiklet ve yaya geçişlerine de sahiptir. Yine çoğu, önce iki yakadaki şehir mıntıkalarını iki nehrin aralarına aldıkları yerleşime kapalı Tuna Adası’na bağlar, sonra da şehrin iki yakasını kavuştururlar.


Tuna Adası'nı yeşillendirmek için yaklaşık 1.8 milyon ağaç, 170 hektar orman dikildi!

Yapay kol Yeni Tuna ile bu iki su arasında uzun, ince, kambur bir kara parçası olan Tuna Adası’nın bugünkü haline kavuşturulmasıyla ilgili planlama çalışmaları, çok eskilere (Eylül 1969) dayanır. Filli çalışma dönemi 1972-88 yılları arasıdır. İnşa anlamında bugünkü hali 1988’de verilmiştir. Tuna Adası'nı yeşillendirmek için yaklaşık 1.8 milyon ağaç ve çalı, dolayısıyla yaklaşık 170 hektar orman dikildi vakti zamanında.

Fakat bu ada canlı bir doğa parçasıdır, her yıl kendini binbir şekilde yeniler durur. Dolayısıyla değişim, “yapay”lıktan “doğal”lığa doğru aralıksız sürmektedir. Bugün nadir kuş, amfibi (kurbağa veya bazı semender türleri gibi memeli olmayan soğuk kanlı hayvanlar), balık türleri, geyik, tavşan ve kunduzların yerleştiği bir doğa rezervidir. Ayrıca Yeni Tuna'nın suyu da, yüzülebilir bir kaliteye sahiptir.

Tuna, Yeni Tuna ve Tuna Adası; bu üçlü, Viyana’nın kent kimliğinde kesinlikle çok önemli bir yere sahiptir.

HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

265 görüntüleme

Bültenimize abone olun!

  • Weißes Facbook-Symbol
  • Weißes Twitter-Symbol
  • Weiß Instagram Icon
  • Weißes Instagram-Symbol

© 2020 ViyanaDogruHaber.com